YAŞAMAK ŞAKAYA GELMEZ : NAZIM HİKMET’İ ANARKEN
Türk edebiyatının bazı isimleri vardır ki yalnızca eserleriyle değil, edebiyatın yönünü değiştiren etkileriyle de hatırlanırlar. Nazım Hikmet, Türk şiirine getirdiği yeniliklerle ardından gelen şairlere örnek olmuş ve bugün hala adından söz ettiren en önemli şairlerden biridir. Aradan geçen yıllara rağmen şiirlerinin hala okunuyor olması, onun şiirindeki estetiğin yalnızca dönemine ait olmadığının önemli bir ispatıdır.
Nazım Hikmet şiirin içine doğmuş bir şairdir. Henüz çocuk yaştayken bile evlerinde şiir toplantıları düzenlenen şair, ilk şiirlerini 11-12 yaşlarında yazmaya başlar. Ilk şiirlerini dönemin şiir anlayışına uygun olarak vezinli ve uyaklı yazar. Yayımlanan ilk şiiri “Servilikler” Yahya Kemal tarafından düzeltilip yayımlanır. Bu sürecin ardından şiirlerini yazmaya ve yayımlamaya devam eder. Bir süre sonra etkilendiği edebi akımla birlikte şiir anlayışı değişir ve böylece Türk şiirinde serbest nazımın ilk örnekleri ortaya çıkar.
Nazım Hikmet, Türk şiirinin yenileşme sürecinde önemli bir dönüm noktası olmuştur. Kendisinden önceki dönemde şiirde hakim olan ölçü ve kafiye anlayışının dışına çıkarak serbest nazımı güçlü bir biçimde kullanmış, şiirin biçimsel sınırlarını genişletmiştir. Ancak onun yeniliği yalnızca biçimde değildir. Şiirin konularını, dilini ve anlatımını da dönüştürmüş; günlük hayatı, sıradan insanları ve yaşama dair ayrıntıları şiire taşımıştır.
Edebi anlayış bakımından Nazım Hikmet, 20. yüzyılın başlarında etkili olan Fütürizm ve özellikle Rus edebiyatında gelişen Mayakovski çizgisindeki toplumcu gerçekçi şiir anlayışından etkilenmiştir. Ancak bu etkileri doğrudan almak yerine Türk şiirine uyarlamış, onu Türkçenin zenginlikleriyle harmanlamıştır.
Nazım Hikmet'in şiirlerinde insan merkezde yer alır. Onun şiir kahramanları sıradan, halktan insanlardır. Bir işçinin emeği, bir annenin özlemi, bir çocuğun hayalleri ya da bir sevgilinin bekleyişi onun dizelerinin konusu olur. Bu yönüyle şiiri bireysellikten çıkıp toplumun sesi haline gelir.Onun eserlerinde insan sevgisi güçlü bir şekilde hissedilir; insan, bütün sevinçleri ve kırgınlıklarıyla şiirin merkezindedir.
Şairin en dikkat çekici özelliklerinden biri de umudu şiirinin temel unsurlarından biri haline getirmesidir. Hayatın zorluklarını anlatırken bile geleceğe duyulan inancı korur. Bu nedenle onun dizelerinde karamsarlıktan çok yaşama bağlılık görülür. "Yaşamak" kavramı, Nazım Hikmet'in şiirlerinde yalnızca biyolojik bir varoluş değil; sevmek, üretmek, hayal kurmak ve dünyayı güzelleştirmeye çalışmak anlamına gelir.
Dil ve üslup bakımından da Türk şiirine önemli katkılar sağlamıştır. Şiirde konuşma dilinin doğal akışından yararlanmış, yapay ve süslü söyleyişlerden uzak durmuştur. Buna rağmen şiirleri son derece etkileyici ve derindir. Kullandığı imgeler, betimlemeler ve ritim sayesinde şiirleri Özellikle destansı anlatımı ve sinematografik tasvirleri, onu çağdaşlarından ayıran özellikler arasındadır.
Ölümünün yıl dönümünde Nazım Hikmet'i anarken yalnızca başarılı bir şairi değil, Türk şiirinde çığır açmış bir sanatçıyı da hatırlıyoruz. O, şiirin biçimini yenilemiş, dilini zenginleştirmiş ve insanı merkeze alan yaklaşımıyla edebiyatımıza kalıcı eserler bırakmıştır. Aradan geçen yıllara rağmen dizelerinin hala okunması ve yeni kuşaklara ulaşması, onun Türk edebiyatındaki yerinin ne kadar güçlü olduğunun en açık göstergesidir.
Çünkü bazı şairler yalnızca yaşadıkları döneme ait değildir. Onlar, kelimeleriyle zamanı aşar ve her kuşakta yeniden keşfedilirler. Nazım Hikmet de Türk şiirinin gökyüzünde parlamaya devam eden o yıldızlardan biridir.
KAYNAKÇA
LEONTİÇ, Maria (2012) Bal- Tam Türklük Bilgisi Dergisi
Zehra AYAN
TDE Öğretmeni
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder